En mühim ve feyizli vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lâzımdır. Bir milletin hakikî kurtuluşu ancak bu suretle olur.
Kemal Atatürk
-
1922
Arkaplan Seçmek için asağıdaki resimlere tıklayınız
Nasılsın !!!
Perşembe, 16 Temmuz 2009 00:53
Lütfen yazıyı Fon müziğini başlatarak okuyunuz...
Adobe Flash Player not installed or older than 7.0.73!
Sana "Nasılsın?" diye sormayacağım...
Başkaları sorduğunda onlara ne kadar harika ne kadar muhteşem ne kadar olağan üstü olduğuna dair verecek onlarca cevabın var biliyorum. Bir kez daha aynı sözleri duyacağımı bildiğim için sormayacağım sana o soruyu...
Sormayacağım; çünkü hayatında yaşadığın bitmez tükenmez sorunları yüreğinin kanayışını hayatının eksilişini içinin daralışını yaşama sevincinin tükenişini biliyorum...
Sormayacağım; çünkü yaşadığın ya da yaşamak zorunda olduğun çevreyle seviyorum dediğin kişilerle ve hatta tüm insanlarla ortak paydalarının ne kadar az olduğunu ve buna rağmen hala umudunu yeşil tutmaya çalıştığını biliyorum...
Sormayacağım; çünkü hayatında yakın geçmişe kadar tüm çevrendekilerin gıpta ile baktığı bir çok şey başarıp meyvelerini toplamak için çok çalıştığını ancak bu topraklarda senin gibi insanların önüne ne derece devasa engeller dikildiğini ve senin bu engelleri aşabilme gücünün tükenme aşamasında olduğunu biliyorum...
Sormayacağım; çünkü umduğun istediğin hayatı bir türlü yakalayamayan ama yine de bulduğunla yetinmen gerektiğini hissettiren insanların alaycı tavırlarının seni nasıl kahrettiğini nasıl yorduğunu biliyorum...
Sormayacağım; çünkü bu topraklarda yeteneklerine göre değil kimin yanında durduğuna göre değer kazandığını bildiğini ve bunun sana acı verdiğini dirensen de kendini artık buralara ait hissetmediğini biliyorum...
Sormayacağım; çünkü geleceğe ait bir çok beklentin olduğu ve bunun için ölesiye çabalamana rağmen sevdiğin ve en yakınım dediğin insanların hayata bakışını anlamamaktaki ısrarının seni çok üzdüğünü biliyorum...
Sormayacağım; çünkü insanların özgürlüğün ne olduğunu bilmediği bilenlere ise bir kaç gömlek bol geldiği ve o özgürlüklerin sadece kendine ait bir hak olarak görülmesinin sana acı verdiğini biliyorum...
Sormayacağım; çünkü "serde erkeklik var" diyemeyip saklamadan gizlemeden utanmadan ağlayabildiğini "ağlamak ne zamandan beri hak oldu alındı satıldı verildi lütfedildi?" diye isyan ettiğini biliyorum...
Sormayacağım; çünkü bazen avazın çıktığı kadar bağırarak bazense sadece susarak bazen sayfalar dolusu yazarak bazen de ağız dolusu konuşarak sevdanı anlatmak istediğini ama yine de beceremediğini görüp hayata küstüğünü de biliyorum...
Evet sana "nasılsın?" diye sormayacağım... Bu bir Bayram Günü sabahı da olsa sormayacağım... Şimdi yıka elini yüzünü gülümse aynalara kendine çeki düzen ver ve her zaman senden bekledikleri maskeyi tak yüzüne...
Gülümseyerek "harikayım nasıl iyi olmam ki" de yine...
Alo alo alo size neyi ifade ettiriyor.Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız "Alo" sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo'dur. Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, A.Graham Bell'in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell,